Thursday, June 19, 2008

TecrübEM kitabı tüm kitapevlerinde ve internette satışta!


















ODTÜ'lü Endüstri Mühendislerinin iş ve yaşam hikayelerinden kesitler sunan TecrübEM kitabı basıma hazır, tanıtımı 28 haziran günü ODTÜ mezunlar gününde yapılacak. Dolu dolu ve yoğun geçen bir yıllık çalışmanın ardından, Türkiye ve ODTÜ'de ilk olacak bu ortak eserin faydalı ve yönlendirici kaynak olması dileğiyle...Tüm ODTÜ EM mezunlarını , tanıtım yapılacağı BaşkentliEM toplatısındaki bu tarihi geceye bekliyoruz.
TecrübEM nasıl mezun oldu:

GazeteODTUlu TecrübEM haberi


http://picasaweb.google.co.uk/tecrubEM/TecrubEM


















"TecrübEM", the common book project of METU industrial engineering alumnus which is about their life and work experiences has already been published. Introduction and presentation of the book will be held in METU on June 28th. All METU IE graduates are welcomed to this historic event! Hope to see all of you!

TecrübEM story : http://picasaweb.google.co.uk/tecrubEM/TecrubEM

Ömürden M. SEZGİN
ODTÜ EM '04

Saturday, May 17, 2008

Ömürden 6 ay ne çabuk da geçiverdi?



Öncelikle Atatürk'ün şehri Samsun'dan kocaman selamlar, ne talih ki, ben de sivil hayata ilk adımımı 19 Mayıs günü Samsuna çıkarak atıyorum. Kutlu olsun!

Askerlikle ilgili son TecrübEM i de bu vesileyle aktarayım. Son anılardan sonra pek bir değişiklik olmayınca , kalan günler adeta dejavu tarzında geçti. Kalkılacak .kalk , kahvaltı yapılacak , yap , içtimaya çıkılacak çık …. Ve yatılacak yatla biten kocaman ve uzun günler birbirini kovaladı. Bu süre zarfında sürekli kullanılagelen birkaç standart cümleyi bir " asker sözlüğü" hazırlayarak yeni geleceklerle paylaşmak, çoktan bitirmiş olanlara da bir anı niteliğinde hatırlatmak isterim.

Asker Sözlüğü

Emredersiniz : En önemli anahtar kelime. Anahtar kelime diyorum , çünkü her kapıyı açmanın yanında , üzerinize aniden gelen kapıyı da hafif sıyrıklarla atlatma şansını veriyor. Ağzımdan düşürmedim.

Komutanım: Askerler dışında kalan diğer kişilere verilen ad. İsimle hitap etmek yok , herkesin ismi bu. Zaten onlar da kendi aralarında bu şekilde anlaşıyorlar. Yukarda anlatılan "emredersiniz" kelimesiyle yan yana olması en muhtemel kelime. Çokca kullandım , herhalde sayısı milyona ulaşmıştır.

Devrem: Aynı zamanda askere gelen kişilerin birbiri arasında samimiyeti ifade etmesi açısından önemli bir hitap tarzı. Bu lafı duyan karşı tarafa , iş yaptırma bir nebze de olsa hatır açısından etki yaratabiliyorsunuz. Kısa dönemler arasında pek kullanılmadığı için işime çok yaramadı.

Toprağım : Rütbe ne olursa olsun , aynı memleketten gelen askerler arasında samimiyeti gösteren bir hitap tarzı. İş yaptırma konusunda yakın olmak açısından etkili oldu. Samsun ,Giresun ,Tirebolu, Ankara, Bursa ve İstanbulla bağlantısı olan bendeniz için işe bir hayli yaradı. Bu arada "toprağım " yerine şive açısından " toprrağam" demek daha bir samimiyet ifadesi.

Şafak : Çıkış tarihini belirten tanımlama. Genellikle yanında kalan gün sayısını gösteren bir sayı , ve eğer 82 nin altına düşülmüşse , o sayıya uyan plaka numarasını gösteren bir şehir adı anılır. Örn. Şafak 123 veya Şafak 55 (Samsun ). Plakalara inildiğinde ki buna "Plakaya Düşmek" denir, şehirleri gösteren bir harita boyanır ve o şehirden gelen askerden bir şeyler ısmarlaması beklenir. İşte yukarda toprağım dedim şehirlerin fazla olması ısmalarlamalar açısından bana birazcık da olsun sıkıntı yaratmadı değil J

Şafak doğan güneş : Son çıkış gününden bir önceki gece söylenen , keyif verici bir sözdür. Sabahleyin askerliğin biteceğinin ifadesidir. Söylendikten sonra , şafağı çok olanlar için de " zorunuza gitmesin " diyerekten gıcıklık yapılır.

Mehtap : Şafak bitiş tarihini gösterirken bu izine gidilecek tarihi saymak adına kullanılır. Mehtap 23 demekle izin tarihine 23 gün kaldığı belirtilir. Bu da diğerlerinin zoruna gidebilecek bir ifadedir. Bir de serap vardır , bu da acemilikten sonraki ilk dağıtım iznine gidilecek günü saymak adına belirtilir.

Zoruna gitmek : Bu kelimeyi askerde çokca kullandım nedense. Diğer insanlara gıcıklık yapmak keyfinden midir nedir , menfaatine bir durum olan kişi diğerine bu sözü söyleyerek rahatlar. Karşı tarafın alınmayacağını düşünmek önemlidir, alınması durumunda kavgaya sebebiyet verilir. Dikkatli olunması tavsiye edilir.

Bana saygın yoksa şafağıma saygın olsun : Şafağı az olan biri bir iş yapmak veya yaptırmak durumunda kaldığı anda , karşı tarafa yaptıramassa, bu söze başvurur. Karşı taraf kişilik olarak bu kişiyi sevmese de kendi de aynı duruma düşeceği için kısmen de olsa yardım etmeye , iyi davranmaya çalışır. Etkilidir.

Şafağım mı kalmış : Şafağı az olan adamın işten kaçma sözüdür. Artık görevlerden düşmüştür. Şans eseri görülür ve de iş verilirse ,bu sözü söyleyip inceden arazi oluverir. İşe yarayan bir sözdür. Bu kişi "şafak demiş cart curt" diyerek de yanıt verebilir. Bu da az kalınan şafağı gösteren bir terimdir.

Şafağım karanlık : Yeni katılan veya çıkmasına çok gün olan askerin feryadıdır. Bu asker genelde mehtap konusunda sayma yapar , şafağı hesaplamaz.

Şafağı yetmemek : Şafağı karanlık , yani yeni gelen birinin yapılması zor görev veya bir görevi yapmaması isteğine karşılık verilen yanıttır. Bu sözü duyan asker görevine döner , zoruna da çok gider.

Komutan seni çağırıyor: Şans eseri bir komutana yakalanıp, başka birini çağırmak durumunda olan kişinin , çağrılan kişiye ilk sözüdür. Çokca kullanılır, karşı taraf , gereksiz de olsa " hangi komutan" karşılığını verir. Sonuçta hangisi olursa olsun kaçma lüksü yoktur. Sallamaması durumunda , söz vurgulanarak tekrarlanır.

Kocan seni çağırıyor : Özelikle bir komutanın yanında özel görevi olanları çağırmak için söylenir ki bu kişi çoğu kez aynı komutan tarafından çağrıldığı için ilişkisi fazlaca ilerlemiştir. Mühendis olanları yazıcı olma şansı çok yüksek ve de bir komutanla sürekli çalışacağı için muhakkak böyle bir çağrılmayla karşılaşma şansı vardır. Ben sadece bana denildiğini zannetmiştim ama bizim ODTÜ'den askere gelenlerle konuştuğumda başka versiyonlarının bile olduğunu öğrendim.

Çarşı : Hafta boyunca kulislerde tartışılan ve Cuma günü tartışma noktasına bile getiren askerin en önemli dışarı çıkma hakkıdır. Ben çok çektim. Bu olayın kilitlenmesi çok ama çok muhtemeldir, başta dediğim anahtar kelime ile bile bu kilidi açamassınız.

Komutan geliyor :Sıkça söylenen , askerin toparlanmasına , düzene girmesine yardımcı uyarı sözüdür. Gelen komutanın rütbesine göre bazen günler öncesinden bazen de saniyeler öncesinden asker gereken tedbiri alır. Bizim " general iki hafta sonra geliyor" denmesi nasıl bir düzene girdiğimizi siz tahmin edin.

Düzeltiyorum: Bu yapılan yanlış açıklamayı , doğrusunu söyleyerek değiştirme durumunda kalındığında kullanılır. Sivil hayattaki , " özür dilerim" veya "pardon" gibi bir şeydir.

Poşet : Kısa dönem olarak askerliğini yapmakta olan kişilere takılan isimdir. Uzun dönem olarak askerlik yapmakta olan kişiler bu şekilde hitap ederek rahatlarlar. Bu ismin verilmesinde iki rivayet vardır; Birincisi kısa dönemlerden birinin botu çamur olmasın diye galoş kullanması , ikincisi kısa dönem gelen birinin koca bavullar yerine küçük bir poşetle askere gelmesi ve bu kadarcık eşyanın ona yetmesidir. İkincisi daha mantıklı sanki…

Torun : Alt devreye verilen isimdir. Askere yeni gelen kişiler orda bulunanların torunu , mevcut ordakiler de yeni gelenlerin dedesi sayılır. Karşılıklı saygıyı gösteren bir tanımlamadır. Genelde dede olan kişi " torun , geceler uzun" veya " torun , ötmez borun" diyerek yeni gelen kişiye psikolojik baskı yapar. Torunun bu çok ama çok zoruna gider. Arada " şafağını bil de konuş torun denilerek" baskı sürekli hale getirilir , hiç de hoşa giden bir durum değildir zira.

Mıntıka: Yer belirten bir tanımlamadır. Askerlik sırasında çok duyulacak , özellikle sabahları sürekli kafaya dert olarak girecek bir temizlik eylemini ifade eder. Dede olan kişi , sorumlu olduğu mıntıkayı torununa seve seve devreder.

Arazi olmak: spor, eğitim, atış talimi, mıntıka temizliği gibi faaliyetlerin hemen öncesinde ortadan kaybolmak.

Spor Yapamaz Raporu : Benim "spor yapamazım" var diyerek spordan sıyrılma adına gerekli belgedir. Sürünme ve çökme sırasında da ayakta kalarak , bu işten de yırtmayı sağlar. Süre içinde birkaç kez başvuru hakkı vardır, alınamasa kişi severek spora çıkmak zorundadır.

Şafak sıkıştırması : Son günleri yaklaşan askerin psikolojik olarak rahatsız gözükmesi veya sessiz durması durumunda söylenir. Genelde doğru tanımlanan bir bunalımı ifade eder. Kişisel olarak yaşadığım hastalıklardan biridir. Herkes de olunca teselli edici bir sözdür.

Şafak atması : Kişi yatarken " X kişi yatar şafak atar" diyerek yatağına geçer. Onun için şafaktan bir gün daha gitmiştir, rahat ve huzurludur , bunu arkadaşlarıyla da paylaşmak ister. Gece 12 'den sonraki kalan şafağını da bağırarak söyler ve uykuya geçer.

Hürgeneral : Askerliği biten kişinin ulaştığı rütbedir. Forsu çoktur , artık askerlik konusunda her şeyi bilir , gitmeyenlere " sen daha askerliğini yapmamıssın , bir git anlarsın" havasını atabilecek seviyeye ulaşmış er kişidir. Selam vermez, hazırola geçmez.


Kısaca 25 madde de aklımda terbiyemin müsaade ettiklerini aktarmaya çalıştım. Etmeyenleri eklemeye benim bile şu an şafağım yetmiyorJ

Genel olarak öğrendiklerimi, öğrenilenleri anlatmak gerekirse, bir kişinin kadın veya erkek olsun hayatın nimetlerini daha iyi anlayabildiği bir süreç oluyor askerlik. Kadınların bu fırsatı kaçırması ne acı JBir bakıma 6 ay tutulan bir oruç gibi diyebiliriz. Bana kattığı en önemli iki şey "özgürlüğün değeri" ve "sabır" oldu. Birçok farklı yöre , karakter ve eğitim seviyesinden gelen bir ülke tablosunu en iyi şekilde sindirmek , unutulmayacak anılar elde etmek ve baki kalacak dostlar kazanmak açısından da iyi bir fırsattı askerlik süreci.

Bunun yanında sağlık ve disiplin içinde geçirdiğim dönemi saymıyorum bile. Tam tamına 12 kilo vermişim bu dönemde. Yukarda bahsettiğim 25 madde dışındaki sözlere emredersiniz diyerekten de kişilik olarak da zayıflama söz konusuJ ama değerini ölçme konusunda bir çalışmam olmadı, hızla yükseliyor. Artık toparlanmak biraz zaman alacak. Kendime uygun bir iş ve düzenli hayat arayışına başladığım bu süreç umarım uzun sürmez.

Bu arada ayın 20 si olmuş, Ömürden yatmadan şafak atmış bile.

Samsundan herkese çok çok asker selamları…

Ömürden M. SEZGİN
Hürgeneral
http://omurdens.blogspot.com


Not:
Ekte şafağın doğan güneş olmasına doğru havalara uçan poşetlerin resmini yolluyorum. Keyifle bakmanız dileğiyle.

Saturday, October 20, 2007

Seri Seri Yazilar...

Uzakdoguda baslayip , Almanyada devam ederek Istanbula ulasan 1 senelik yasam kesitimin ozetini yaptigim 12 seri yaziya burdan ulasabilirsiniz. Gecen sene Agustosta radikal bir karar vererek ayrildigim Robert Bosch'taki işimden , bu seneye kadar toplamda 15 farkli ulke, 12 uluslarasi ucus, 1 aydan fazla sureyle kaldigim 7 ayri nokta, Cinli , Alman ve Turkten olusan 3 farkli ev sahibim ve Dunyanin dort bir yanindan tanistigim binlerce insan...Bu zamana kadar ki yazilara ilkinden baslayarak bu blogtan erisebilirsiniz, keyifle okuyan sevgili dostlar, hepinize cok cok tesekkurler.

Turkiyeden ayrilma ve Uzakdogu Gunleri(video)
1.Uzakdoguya gidiyoruz...
2.Tayvan gunleri...
3.Uzakdoguyu kesfederken...
4.Tayvani Geziyorum...
5.Uzaklarda geciyor zaman...
6.Yeni yerlere yelken actim...
Tum videolar

Simdi bir senelik , dil ogrenme , yeni yer ve kulturleri tanima hakkimi bitirip askere gidiyorum.

Bu arada Hurriyet gazetesi üzerinden bu siteye ulaşan sevgili maceracı gezginler , hepinizi üzerine beraber calisacagimiz "Sırtçantalılar" grubuna davet ediyorum.
Sırtçantalılar Grubu linkinden grubumuz hakkında bilgi alabilirsiniz.

Facebook uzerindeki grubumuz da
Facebook Turkish Backpackers

Umarım kafasında her zaman bir macera ruhu taşıyan , ve bu hedefi uğruna yaşıyan sizlerle gerekli sinerjiyi yakalayabiliriz.

Sevgiyle kalin
Omurden M. Sezgin
www.omurdens.tripod.com

Monday, October 15, 2007

IstanbuluYORUM...12. seri







Yine bir yazı , yine bir anı … Ben bu işi seviyorum galiba. Kederli olduğumda , mutlu olduğumda kaleme sarılmıyoruz artik word e sarılıyoruz bu çağda. Anlattıkça anlatıyoruz... Geldik 12. seriye.. Neler mi yaşandı. 11. seri de bahsini ettiğim olayların düzeltilmesine ilişkin çabalarımız devam ediyor...

Malum , Almanyadan dönmeye karar verdik. Peki , boş vakit yaratmayan Ömürden, her anını verimli geçirmeye çalışan Ömürdenin şu aralar sıkı sıkıya sarıldığı , hayatını adadığı proje TecrubEM. Peki nedir bu TecrubEM. Türkiye ve ODTU de ilk olarak yapılacak bir deneyim kitabı. Kısaca çıkış noktasına bahsetmek gerekirse; Biz insanlar her zaman bir şeyler paylaşmak istemez miyiz karşıdaki insanla. İşte bunu belki de bizim bölüm kendi iç örgütlülüğüyle çok iyi başarıyor diyebilirim. Her ayın 3. salısı İstEMbul adında buluşmlarımız oluyor. Belki 5 kişi geliyor , belki 100 kişi, bir arada 250 kişi olduğu bile oldu. Ne oldu orda? Mezunlar eski dostlarına rastladı , eski mezunlar yenilerine yaşadıklarını anlattı. Peki bu anlatılanlardan kim nasiplendi , kim ders çıkarttı. Sadece o anda o eski mezunlarla konuşanlar , o buluşmlara katılanlar. Bilgi paylaşımına ve örgütlülüğe çok önem veren ve severek canla başla bu konu için çalışan biri olarak bu projeyi önemsemem ve sürekli desteklememin sebebi ,işte bu değerli tecrübeleri herkesle evet herkesle paylaşmak ve bundan doğan sinerjiyle iyileşmeler sağlamak. Şu an iyi bir noktaya taşıdık, yazarlar akın akın yazılarını yazıyor, yazmayanlar 30 ekime yetiştirmeye çalışıyor. İnanıyorum ki iyi bir çalışma çıkacak ve bu sinerji sadece ODTU Endüstri mühendisleri içinde sınırlı kalmayacak, herkese yayılacak. Aralıkta askere gitmeden bu başarıyı görebilirsem ne mutlu bana, sonrasında zaten vatani görev mutluluğu olacak ama ikisini bir arada yaşamak herhalde en büyüklerinden olur. Kısmende son donemde yasadigim kendi tecrubelerimi ,"Kurumsal bir Turk Firmasi" yapisindan cikardigim surecleri anlatabilirsem ne mutlu bana.

Neler yaptık peki İstanbulda bu sırada. Herhalde bu kadar yorucu sureclerden sonra gördüğüm , aile mutluluğun ne derece önemli olduğu ,kenetlenmenin ne derece mutluluk vasıtası olduğu. Ailemle ilk defa , bu kadar zamandan sonra birlikte zaman geçirdim, Tireboluyu ilk defa bu yaz doya doya yasadim.

Şimdi bayram ziyaretinden sonra tekrar İstanbuldayım. Kalan ay , 1,5 ay. Sonrasında neresi bilinmez, ne kadar süreceği bilinmez bir vatan görevine çıkacağım. Hazır mıyım ? Hazırım , hazır olmak zorundayım. Uzaklardan bile devam ettigim ve bitirdigim yüksek lisansi , yurtdışı derken , bu zamana kadar erteledik. Gidisim suskun oluyor ama umarim donusum muhtesem olacak:)

Bu yazi sanki diğerlerinden kısa mı oldu bilemem ama içinde olduğum süreci İstanbuldaki evimden kısaca özetlemeye çalıştım.Nedenini arsive attigim garip bir sürec yaşayan , ve bunlar için yalnızlıktan bir şey yapamayan bir insan için susması çok doğru idi. Bu süreçte bana yardımcı olan Güven beye teşekkür ediyorum.

İstanbul , gerçekten taşı toprağı altın. Kısa bir hikaye ve sonra bitireceğim. Belki bu noktada ilgilen arkadaşlara iyi örnek olur. Beni bilenler , yabancı dil öğrenme bende bir hobi , bir zevk haline geldigini bilirler. Ne yapmam lazım benim de , bu kadar dili öğrendikten , tabiki İstanbulda Sultan Ahmete gitmek, Çince, Almanca, İngilizce ,Fransızcayı anadili olarak konuşan insanları , turistleri bulup üzerlerine atlamak. Üzerlerine atlamak diyorum , çünkü orda bu şekilde girişken olmak lazım , gelen turistleri korkutmadan. Ben de öyle yaptım, pazarları sultanahmette tursit avlıyorumJ Konuşuyorum ,tanışıyorum. Gelmek isteyen varsa buyursun , para da kazanıyosunuz o arada. Para da gözüm yok ama gelmek isteyenleri belki etkilemek için güçlü bir gerekçe sunar.

Ha bir de şu feysbuk meselesi. Yakında ebemi de bulucam Allahın izniyleJ Çok sevdim ben bu olayı. Hele benim gibi bu tarz insanlara ulaşmayı ve ortak etkinlik yapmayı beceren ve bundan mutluluk duyan biri olarak tam oturan bir oyuncak oldu. 11 ay olmuştu gireli , şu an ebemi bulmama az kaldı. Türkiyede çoştu gitti... Hala kurcalamaya devam ediyorum,bekleriz efendim.


Bu arada ilk büyük buluşmayı sayesinde Samsun Anadolu Lisesi mezunlarını Samsunda başta çabalarımla düzenlediğimiz küçük buluşmalardan sonra oluşan Geleneksel Bayram Buluşmasında çok ama çok iyi gördük...



Çok ayrıntılı bahsedemedim ama kısaca İstanbulda yaşananlar bunlar. Rockn coke , Formula 1 ziyaretleri, Cebit Fuari ayri ayri hikaye olurdu ama onları başka bir bahara saklıyorumJ Herkese iyi geceler...
Omurden M. Sezgin

Wednesday, August 08, 2007

Iki taksi şöförü ...11.seri

(Taksi soforleriyle ilgili iki video asagida ) Yine bir yazı , bu sefer bir macera deği belki de maceralara son verme yazısı. Hayatımda şu son süreçte yasadıklarımı tam olarak kaleme dökme zamanı. İstanbuldayım ama paylaşmak istediğim o kadar çok şey var ki... Şu internet ortamı sağolsun , yaşadıklarını , benim gibi yazı yazmayı seven biri için herkese açma şansını sağlıyor , belki bu sefer bir ders çıkarma şansı yaratabilirim...

Boschta çalışan Ömürden ... Bu değerli firmadan ayrılalı tam bir sene oluyor. Planlar neydi, uzakdoğuda Ömürden , sonrasında askerde Ömürden olacaktı. Tayvanda odamda yüksek lisansı dondurma ve askere gitme kararı veren Ömürden , birden bir şekilde çıkan iş imkanlarından sonra dedi ki , ülkemize faydalı olmak , kendimize bir şeyler katmak adına bir süre daha buralarda kalmalı. Askerlik sonunda bir şekilde bizi bulacak... Malezyada br firma çıkmıştı , aramışlar ve beniacele bir şekilde oraya davet etmişlerdi.

İşte bu yazının başlığında olduğu gibi , iki takis şöförünün birincisi beni havalanında karşılamış. Taipeiden Kuala Lumpura kara kaş kara göz bir yağı delikanlının geldiğini görmüş şaşırmıştı. Elinde adım yazılı bir pankartla saatlerce bekmemiş. Sonrasında beni alıp Kuala Lumpurun en güzel otellerinden birine yerleştirmiş , sabah da beni ordan alıp tropikal ormanlarda bulunan Alman firmasında mulakata götürmüştü. Sohbet sırasında , bu zamana kadar aldığım en genç insansın , nasıl olur dediğinde Türkiyeden gelen bir genç olarak gururlanmış , işte bu diyerek göğsüm kabarmış , bak geliyor Ömürden demiştim. İşte o taksi şöförlerinden birinin videosunu da arşivden çıkarım kouyorum. Tarih 5 şubat , sıcaklık 30 derece ve ben takım elbise ile yollara koyulmuş heyecanla mülakata gidiyorum. Mülakat başarılı geçiyor , önce Almanlarla Almanca bir sohbet sonrasında Malezyalılar gelıiyor toptan ingilizceye dönüyoruz. Bir şekildede orda kalacağımız sürelerde biraz Türkçe öğreneceklerini düşünerekten mülakat bitiyor. Bana iki Almani atayıp etrafı gezdiriyorlar , köyde kocaman bir balık yeyip bana tahsis edecekleri bungalow evleri ve arabayı gösteriyorlar. Hayatımda bambaşka bir tecrübe. Etrafı gördükten sonra, aktfi bir insan olarak bu ormanda ne yaparım deyip biraz moralim bozulsa da maaş konusunda konuşacaklarını sözleyi Taipeiye dönmek üzere havaalanına yine aynı taksi şöförüyle yola çıkıyorum. Hatta giderken , Boschtaki müdürümün telefon numarasını verip , kafalarında hala daha soru işareti varsa atmalarını sağlıyorum. Aramışlar , tekrar teşekkür ediyorum ki , bana çok iyi referanslar vermiş. Kendisiyle ODTU buluşmasında buluştuğumda, Malezyadan Ömürden için aradılar deyince hiç şaşırmadım demesi cabası ....

Sonrasında bu iş olaylarına yenisi ekleniyor. Tayvanda BenQ ve Asus gibi firmalarla görüşüyorum. Yine diyorum ki ,işte elimden geleni yaparak ülkeme hayırlı bir insan olarak döneceğim. Hep nasılfaydalı olabilirimi düşünen biri olarak Türkiyeden senelerce uzak kalsam da elimden geleni yapıp başarılı döneceğime inanıyorum. O aralarda beni İrlandada ismini vermek istemediğim bir Türk firmasında çalışan alt dönem bir arkadaşım arıyor. Diyor , Ömürden Almayada senin gibi bir insana ihtiyacımız var . Tamam diyorum bak bu Türkiyeye faydalı olmak açısından iyi bir fırsat olabilir. Çok düşünüyorum , Tayvanlı hocama a danışıyorum. O benim Tayvanda kalmamdan ve Çinceyi, çok zor olsa da öğrenmemden yana. Hocam diyorum , ben ülkemden çok uzaklarda kalamam , bence en doğrusu bu. Kararımı verip acele bir şekilde Türkiyeye gidiyorum.

Mülakatlar , sınavlar , testler ... Hepsinden istenen derecede , hatta bazılarından başarılı bir şekilde geçip ayrılıyorum. Kabul telefonu geldikten sonra Acıbadem hastanesinde kontrolden geçiyorum. 25 derece Tayvandan gelip, -1 derece soguktaki İstanbula gelince üzerimde bircok dengesizlikler çıkmıyo değil. Tedirgin oluyoruz ailecek. Bir haftada bu burhan süreci atlatıyoruz ve ben İstanbulda resmi olarak ilk çalışma hayatıma başlıyorum. Bu önemli , elimden geldiğince haftada , ayda bir bazı önemli organizasyon ve ilişkim için geldiğim istanbulda bu ilk resmi kalışım. İyi ki ailem bir ev almış, orayı mesken tutup , 2 ay süresince işe gidip geliyorum. Başka bölgelerdeki ofisleri , fabrikaları ziyaret ediyorum. Elimden geldiğince öğrenmeye alışmaya çalışıyorum.

Gün geliyor , Almanyaya gidiyorum. Günler süren mülakatlar sonunda evimi tutuyorum. Eve alışmaya , Alman ortak ev yaşamına elimden geldiğince alışmaya çalışıyorum. Evi , akrabam veya tanıdığım olmadığı için, Bosctan tanığım kardeşim Metin ve arkadaşı Mehmet yardım ediyor. Eşyaları taşyıp , odamı kuruyoruz. Temizlik konusu gündeme geliyor, malum Alman sistemi , mutfak bana kalıyor evde, inanın bir saat mutfağı temizliyorum. Rağmen , Alman arkadaştan , arkadaş diyorum ama adam da düz mantık , Ömürden şunu da yap , bunu da yap diretiyor. Aylar geçiyor. O arada internet üzerinden yüksek lisansımı bitirmek üzere Ankaraya , ODTU ye gidiyorum. Diplomamı alıyor , istEMbulun buluşmalarına katılıyor , ODTU mezunlar derneğinde uzakdoğu dia gösterisi yapıyor , hatta ODTU ye mezunlar gününe gidip, mezuniyet döreninde stadyumda birkez daha mezuniyet heyecanını yaşıyorum. Ne güzel bir mutluluk , ne güzel bir heyecan...

Dönüyorum Almanyaya tekrardan.Türk taksicilerinin dolandırmasına maruz kalarak. Adam havaalanına girerken kapıdaki görevlilere korna basarak selam veriyor , sonrasında abi Türk milleti öyledir , herkese selam veriyor deniyor. Adama 50 ytl uzatıyorum, adam bana abi 5 ytl verdin diyerek kandırmaya çalışıyor. Vay bee ,diyerek diretsem de adam mafya, bir 50 ytl daha veriyoruz. Bir de utanmadan bana verdii 5 ytlyi sigara parası için istemez mi? İşte o anda ben koptum sanırım. Yok diyorum kardeşim başka kapıya. Bu başlıkta olan iki taksi olayında bu Türk korsan taksisini saymıyorum.

Neyse , Almanya yaşamı devam ediyor. Elimden geldiğince alışmaya çalışıtığım ortamda , üniversiteden hocalarla irtibata geçiyorum. Profesör , Bonnda oturmasına rağmen , Koblenz tren istasyonuna benim için geliyor , benle sohbet ediyor ve ertesi gün benim akşamları ve haftasonu uğraşıcağım bir proje konusu veriyor. Canla başla çalışmaya başlıyor... Tiyatr grubu var bir de , işte onda biraz sıkıntı çekiyorum. Türkçe olanda bile , yaw burda ne demek istemiş dediğimiz metinler olmasına rağmen , bendeki cesaretle ben Almancayı çözmeye çalışıyorum yaa, işte bu noktada kendimi taktir ediyorum. Sonrasında devaam etmeme kararı alıp ayrılıyorum. Bu ilerde anlatacağım olaydan sonra zorunlu bir hal alıyor zaten....

Çok fazla ayrıntısına girmeyeceğim , şu aşamada kendi arşivime ayırdığım, bir olayla Almanyadan ayriliyorum. Almanyadaki evimi kapanıyorum. 4 gün boyunca bir an önce İstanbula , ordan da Tireboluya dönmek üzere zamanı kolluyorum. Ev sahibi birden bastırıyor , yav kardeşim nereye , öyle kolay değil, bak anlaşma var. Sonraki 3 aylık kirayı adama peşin ödüyorum. Ev arakdaşları da , bizim maliyetlerimiz ne olacak , gazı , elektriği nasıl ödeyeceğiz diye bastırınca , onlara da ödemelerini sonraki aylar için yapıyorum ve Cumartesi günü ayrılıyorum.

İkinci taksi olayı o anda başlıyor. Bu sefer Almanyada , tam 6 ay sonrasında. Pakistanlı bir şöför alıyor eşyalarımı. Malezyadaki Hintli şöföre benziyor , o da asyalı, sıcakkanlı. Hemen sohbete başlıyor Senin kadar genç Almanyadan ayrılan bir insana ilk defa rastlıyorum demiş diyomuşum J Hayır tabiki.. Beni Köln havaalnına götürüyor.

O anda açıyorum tekrardan kameramı , ve diyorum ki Ömürden hayat nelere kadir? Nerden nereye? 6 önce Malezyada solunda oturduğun hintli şöförle mutluluğa koşarken , şimdi sağında oturan Pakistanlı şöförle sıkıntılı bir sürecin baslangıcına adım atıyorsun... Çok şey öğrendim şu bir senede, neler gördüm neler geçirdim. Şimdi izninizle vatani görevimi yapmak üzere askere gideyim , bu düzene girmem için gerekli... Ama bu gerçek , vatanıma döndüğüm miçin çok ama çok mutluyum... Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler... Bir sure yazilara ara veriyorum , gucumu toplayinca tekrar karsinizda olacagim....

Ömürden M. Sezgin
http://omurdens.blogspot.com/

Germany Taxi Driver

Malaysia Taxi Driver