Friday, October 17, 2008

ListEM dünyaları paylaşıyor-GezerEM













ODTÜ'lü Endüstri Mühendisliği mezunları TecrübEM tecrübesinden sonra şimdi de "Dünyaları Paylaşmak" adına GezerEM projesiyle ortak çalışmalara başladı.

İlk toplantı , İstanbul ODTU mezunları derneğinde

1-Ömürden Sezgin
2-Bilal Özerol
3-Feridun Sarıhan
4-Gözde Akyol
5- Esra Uysal
katılımlarıyla , keyifli bir akşam sohbetiyle gerçekleşti.















Toplantı fotoları

Proje brifinin hazırlanmasının yanı sıra , projenin gerçekleştirilmesi adına yol haritası , ve görev dağılımları yapıldı.

Yeni öğrencileri GezerEM için bu bilgi birikiminin gücüne ve motivasyonuna inançları sonsuz. Bu sene onu da Haziran ayında mezun edip , bu işi geleneksel hale getirmek , Türkiye'de yeni bir örnek proje daha gerçekleştirmek istiyorlar.

Yazılarınızı bekliyoruz...

25 Kasım 2008- Yazı önerileri ve özetler
13 Şubat 2009- Yazıların teslimi

iletişim : gezerem@gmail.com

Sunday, August 31, 2008

TecrübEMlerini anlattılar

















Hurriyet IK-31 Agustos 2008

Siyaset ve iş dünyasından 50 ODTÜ’lü Endüstri Mühendisi bir araya gelip iş ve özel yaşantılarından kesitler sunan TecrübEM kitabını yazdı. Herkes kendi kariyer hikayesini, ODTÜ’lü ve endüstri mühendisi olmanın avantajlarını, endüstri mühendisliğinin o zamanki algılanış şeklini, kariyer hikayelerini ve anılarını anlattı.

Bir senelik bir çalışma ile Haziran sonunda basılan kitap, hayata ve kariyere dair tavsiyelere ihtiyacı olanlara ve endüstri mühendislerinin ne iş yaptığını merak edenlere hitap ediyor. Marka Danışmanı ve TecrübEM Yayın Kurulu Üyesi Güven Borça ile TecrübEM’i ve Endüstri Mühendisliği mesleğini konuştuk.

ODTÜ’lü elektronik mühendisleri olarak bir araya gelip tecrübelerinizi kitaplaştırmaya nasıl karar verdiniz?

Bunda ODTÜ’lü Endüstri Mühendislerinin sanal paylaşım ortamı ListEM’in payı büyük. On yıl önce bölüm hocalarımızdan Erol Sayın tarafından kurulan ListEM, internet olanaklarını etkili bir biçimde kullanarak çok güçlü bir iletişim ve etkileşim ortamına dönüştü. Şu an 1.700’ü aşan üyesiyle, ListEM mezunlarının yarısından fazlasının günlük olarak iletişim içerisinde olduğu bir platform durumunda. Bu topluluk, çok sayıda alt grup üzerinden etkinliğini hızla geliştiriyor. Topluluk bu 10 senelik zamanda, kendi içinde, birçok alt marka, birçok ortak ürün yarattı. ListEM’in dışa açılan yüzü ve toplumun diğer kesimleriyle irtibatta olmasını sağlayan e-ortamı SistEM, İstanbul’daki mezunların, 6 senedir kesintisiz olarak her ayın üçüncü salısı, ortalama 60 kişiyle, İstanbul’un farklı mekanlarında organize ettiği ve buluştuğu İstEMbul’lar (İstanbuldaki Endüstri Mühendislerinin Buluşması) ListEM’in bu zamana kadarki ana iki ürünüdür. Bu buluşmalar sadece İstanbul’la sınırlı değil, birçok büyük ilde de yılda birkaç kez yüksek katılımlı buluşmalar yapılıyor. TecrübEM de, bu oluşan yararlı bilgi birikiminin ve yaşanan tecrübelerin paylaşılması fikriyle yola çıkılarak, ListEM’in son ve gözde ürünü olarak hayat buldu. Her ürünümüzün son iki harfini EM yapmak da bir tür markalaşma çabası.

Fikir kimden çıktı?

Kitap fikri, genç mezunlardan Ömürden M.Sezgin’in neden bir kitap çıkartmıyoruz mesajı ile başladı, benim de yer aldığım, Bahadır Akın, Nezih Yaşar, Erol Sayın ve Gencer Özkazman’dan oluşan yayın kurulunun emekleriyle hayata geçirildi. Politikacısından akademisyenine, yöneticisinden yeni mezununa, gezgininden sanatçısına birçok ODTÜ’lü Endüstri Mühendisi’nin yararlı bilgi birikimlerini yazılı hale getirme ve toplumun diğer kesimleriyle paylaşma olanağı oluşturan ortak bir ürüne dönüşmüşmenin yanında, ODTÜ burs fonuna gelir sağlayan bir sosyal proje haline de geldi. Proje, daha iyisini bulursak, adını değiştireceğimizi varsayarak "tecrübEM" kod adıyla başlamıştı. Geldiğimiz noktada öyle alışmıştık ki; değiştirmeye gücümüz yetmedi. TecrübEM’i basıp raflara koyduk.

Kitap hikayelerini yazan kişiler nasıl belirlendi?

Kitapta yazar olma tamamen gönüllü idi. Bu projeye geçen sene ağustos ayında hedefimize yönelik hazırladığımız bir brifi ListEM’le paylaşarak başladık. Amacımız çeşitli sektörden, çeşitli dönemlerden, çeşitli hayat hikayelerinden oluşan renkli bir paylaşım kitabı oluşturmaktı. O nedenle yazar seçimi açısından bir kısıtlamamız olmadı. Her türlü destek vermek isteyen mezunumuz kitapta yazma şansı buldu. Tabii ki yayın kurulu gelen tüm yazıları kabul etmedi, elemeler yaptı.


Aksiyon bekliyorlar
Siz ODTÜ’lü olmayı, ODTÜ Endüstri Mühendisi olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?

ODTÜ’lü olmayı bir cümleyle tanımlamak gerçekten zor ama benim açımdan baktığınızda, ODTÜ’lü olmak sosyal sorumluluk sahibi olmak, örgütlü bir mücadele içinde etrafta olup bitenlere tepkisiz kalmamak ve topluma faydalı olmak için özveri ile çalışmak demek. ODTÜ’nün geçmişinden gelen bir kültürü ve mirası bu aslında. Bu noktada, örnek olabilecek birlikteliği yaratmış olan ODTÜ’lü Endüstri Mühendisleri de meslektaşların oluşturduğu bir mezun grubundan çok, ODTÜ kültürünü en iyi şekilde devam ettiren, tartışan, sosyal fayda yaratan, başarıları ile ülkeye ve dünyaya yarar sağlamaya çalışan bir sosyal topluluk olmuşlardır. Bu açıdan ODTÜ’lü Endüstri Mühendisliği bölümünün bir parçası olmak hem topluma hem de ülkeye faydalı, bilinçli bir birlikteliğin parçası olmak demektir.

ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nde okumanın size kattığı en önemli değer neydi?

Sistem yaklaşımı ve sistem düşüncesi, endüstri mühendisliği eğitiminde kazandığım en önemli iki olgudur. Bu iki olgu, diğer mühendislik disiplinlerinden, endüstri mühendisliğini farklılaştıran, benim de tüm iş yaşamımda en büyük fayda sağladığım noktalardandır.

Siz ODTÜ’ye girdiğiniz dönemde endüstri mühendisliği meslek olarak ne kadar biliniyordu? Mesleğin şimdiki algılanışı nasıl?

Ben ODTÜ’ye girdiğimde (1980) endüstri mühendisliği mezunları iş hayatında yeni yeni kendilerini hissettiriyorlardı. Kitapta da yetmişli yıllarda mezun olan meslektaşlarımızın yaşadığı ilginç anılar mevcut. Açıkçası o günden bugüne büyük gelişme gösterdi ve bugün endüstri mühendisleri, özellikle de arkasında ODTÜ markası varsa hem endüstrinin, hem de memleketin ciddi beklentiler içinde olduğu bir meslek grubu haline geldi. Ülke insanları karamsarlığa kapıldıkça ODTÜ’lülerden yeni aksiyonlar bekliyor. Böyle bir güven ve beklenti sağladığımızı düşünüyorum. Aslında bunu hayatın her alanında önemli başarılar kazanmış mezunlarımız yarattı. Kitapta da yer alan Ali Dinçer, İlhan Kesici gibi politikacılar; Turgut Uzer, Hasan Yılmaz, Çağlayan Arkan gibi yöneticiler; Cemalettin Taçcı gibi düşünürler, sanatçılar, sivil toplum gönüllüleri toplumda belli bir güven yaratıp, renkli bir kitle oluşturdular.

ODTÜ Endüstri mühendisliği mezunları şimdi ne yapyor? Hangi alanlarda çalışıyorlar?

Klasik tanımıyla, endüstri mühendisliğinin çalışma alanları eskiden üretim faaliyetleri ile kısıtlı idi, ancak günümüzde endüstri mühendisliğinin ilgi alanına her türlü sistem içerisinde yer alan insan faaliyeti giriyor. Bu açıdan, günümüzde çok çeşitli alanlarda çalışma ve fayda yaratma şansını bulmuş bir disiplindir. Seçkin kamu kuruluşlarında mezunlarımız sorumlu mevkilerde çalışıyorlar. Bunun yanında mezunlarımızın kısa sürede yönetim kademelerine yükseldiklerini veya kendi işlerini kurduklarını görüyoruz. Bir bölümü de çalışmalarını Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen seçkin üniversitelerinde öğretim üyesi olarak sürdürüyorlar.


Güven Borça kimdir
ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Güven Borça (46) iş yaşamına Eczacıbaşı İpek Kağıt’ta başladı. Önce Ürün Geliştirme Mühendisi, daha sonra Ürün Sorumlusu olarak görev aldı. Colgate-Palmolive şirketinde 6 yıl Ürün Müdürü, Grup Müdürü, Pazarlama Müdürü pozisyonlarında görev aldı. Öte yandan Colgate-Palmolive’in global eğitimcileri arasına katıldı, bu konuda yurtdışında kurslar gördü. 1991’de marka konulu ilk makalesini yayımladı. 1997 yılından bu yana marka danışmanlığı yapan Borça, Markam AŞ’nin kurucu ortağı ve yöneticisi.


Endüstri mühendisi ne iş yapar
Endüstri mühendisliği en bilinen tanımıyla, ’zaman, mal ve hizmet üretiminde para, insan gücü ve diğer kısıtlı kaynakların en verimli biçimde kullanılmasını amaçlayan mühendislik dalı’dır. Bir değer yaratmak amacı ile üretim ve hizmet sistemlerinin tasarlanması, oluşturulması, geliştirilmesi; tedarikçilerin, paydaşların, müşterilerin ve toplumun memnuniyetine dönük olarak işletilmesi, yönetilmesi için analiz, planlama ve modelleme tekniklerinin öğretildiği bir disiplindir.


En başarılı oldukları alan yönetim
Endüstri mühendisleri insanın olduğu her bir sistemde görev alma, fayda yaratma şansı buluyorlar. Bu, politikadan enerjiye, bilişimden üretime kadar birçok alanı kapsıyor. En başarılı olduğu veya başarılı olması gerektiği alan belki de yönetim ve yönlendirme konusundadır. İyi bir sistem analisti ve model tasarımcısı olan endüstri mühendisleri, yaratıcı ve araştırmacı yönleriyle belki de en çok bu konuda ülkeye katkı sağlamalıdırlar.

Wednesday, July 16, 2008

KahvEM'de imza günü



Bu gece , her ayın 3. salısı yapageldiğimiz İstEMbul buluşmalarından birini yerine getirdik. Kahve sohbeti ile dolu gecede , gerçekten keiyf dolu alar yaşandı. TecrübEM yazarlarının katılımıyla ,imza şölenine dönen gecede hoş sohbetler , yeni projeler konuşuldu. Çok güzel bir geceydi...

Bu arada TecrübEM'in de artık bir blogu var. Her türlü gelişmeyi burdan takip edebilir ve kitap hakkındaki yorum ve önerileri burdan toplayabiliriz.

Tecrubem Blog

iyi geceler , bol kahveli günler...

Thursday, June 19, 2008

TecrübEM kitabı tüm kitapevlerinde ve internette satışta!


















ODTÜ'lü Endüstri Mühendislerinin iş ve yaşam hikayelerinden kesitler sunan TecrübEM kitabı basıma hazır, tanıtımı 28 haziran günü ODTÜ mezunlar gününde yapılacak. Dolu dolu ve yoğun geçen bir yıllık çalışmanın ardından, Türkiye ve ODTÜ'de ilk olacak bu ortak eserin faydalı ve yönlendirici kaynak olması dileğiyle...Tüm ODTÜ EM mezunlarını , tanıtım yapılacağı BaşkentliEM toplatısındaki bu tarihi geceye bekliyoruz.
TecrübEM nasıl mezun oldu:

GazeteODTUlu TecrübEM haberi


http://picasaweb.google.co.uk/tecrubEM/TecrubEM


















"TecrübEM", the common book project of METU industrial engineering alumnus which is about their life and work experiences has already been published. Introduction and presentation of the book will be held in METU on June 28th. All METU IE graduates are welcomed to this historic event! Hope to see all of you!

TecrübEM story : http://picasaweb.google.co.uk/tecrubEM/TecrubEM

Ömürden M. SEZGİN
ODTÜ EM '04

Saturday, May 17, 2008

Ömürden 6 ay ne çabuk da geçiverdi?



Öncelikle Atatürk'ün şehri Samsun'dan kocaman selamlar, ne talih ki, ben de sivil hayata ilk adımımı 19 Mayıs günü Samsuna çıkarak atıyorum. Kutlu olsun!

Askerlikle ilgili son TecrübEM i de bu vesileyle aktarayım. Son anılardan sonra pek bir değişiklik olmayınca , kalan günler adeta dejavu tarzında geçti. Kalkılacak .kalk , kahvaltı yapılacak , yap , içtimaya çıkılacak çık …. Ve yatılacak yatla biten kocaman ve uzun günler birbirini kovaladı. Bu süre zarfında sürekli kullanılagelen birkaç standart cümleyi bir " asker sözlüğü" hazırlayarak yeni geleceklerle paylaşmak, çoktan bitirmiş olanlara da bir anı niteliğinde hatırlatmak isterim.

Asker Sözlüğü

Emredersiniz : En önemli anahtar kelime. Anahtar kelime diyorum , çünkü her kapıyı açmanın yanında , üzerinize aniden gelen kapıyı da hafif sıyrıklarla atlatma şansını veriyor. Ağzımdan düşürmedim.

Komutanım: Askerler dışında kalan diğer kişilere verilen ad. İsimle hitap etmek yok , herkesin ismi bu. Zaten onlar da kendi aralarında bu şekilde anlaşıyorlar. Yukarda anlatılan "emredersiniz" kelimesiyle yan yana olması en muhtemel kelime. Çokca kullandım , herhalde sayısı milyona ulaşmıştır.

Devrem: Aynı zamanda askere gelen kişilerin birbiri arasında samimiyeti ifade etmesi açısından önemli bir hitap tarzı. Bu lafı duyan karşı tarafa , iş yaptırma bir nebze de olsa hatır açısından etki yaratabiliyorsunuz. Kısa dönemler arasında pek kullanılmadığı için işime çok yaramadı.

Toprağım : Rütbe ne olursa olsun , aynı memleketten gelen askerler arasında samimiyeti gösteren bir hitap tarzı. İş yaptırma konusunda yakın olmak açısından etkili oldu. Samsun ,Giresun ,Tirebolu, Ankara, Bursa ve İstanbulla bağlantısı olan bendeniz için işe bir hayli yaradı. Bu arada "toprağım " yerine şive açısından " toprrağam" demek daha bir samimiyet ifadesi.

Şafak : Çıkış tarihini belirten tanımlama. Genellikle yanında kalan gün sayısını gösteren bir sayı , ve eğer 82 nin altına düşülmüşse , o sayıya uyan plaka numarasını gösteren bir şehir adı anılır. Örn. Şafak 123 veya Şafak 55 (Samsun ). Plakalara inildiğinde ki buna "Plakaya Düşmek" denir, şehirleri gösteren bir harita boyanır ve o şehirden gelen askerden bir şeyler ısmarlaması beklenir. İşte yukarda toprağım dedim şehirlerin fazla olması ısmalarlamalar açısından bana birazcık da olsun sıkıntı yaratmadı değil J

Şafak doğan güneş : Son çıkış gününden bir önceki gece söylenen , keyif verici bir sözdür. Sabahleyin askerliğin biteceğinin ifadesidir. Söylendikten sonra , şafağı çok olanlar için de " zorunuza gitmesin " diyerekten gıcıklık yapılır.

Mehtap : Şafak bitiş tarihini gösterirken bu izine gidilecek tarihi saymak adına kullanılır. Mehtap 23 demekle izin tarihine 23 gün kaldığı belirtilir. Bu da diğerlerinin zoruna gidebilecek bir ifadedir. Bir de serap vardır , bu da acemilikten sonraki ilk dağıtım iznine gidilecek günü saymak adına belirtilir.

Zoruna gitmek : Bu kelimeyi askerde çokca kullandım nedense. Diğer insanlara gıcıklık yapmak keyfinden midir nedir , menfaatine bir durum olan kişi diğerine bu sözü söyleyerek rahatlar. Karşı tarafın alınmayacağını düşünmek önemlidir, alınması durumunda kavgaya sebebiyet verilir. Dikkatli olunması tavsiye edilir.

Bana saygın yoksa şafağıma saygın olsun : Şafağı az olan biri bir iş yapmak veya yaptırmak durumunda kaldığı anda , karşı tarafa yaptıramassa, bu söze başvurur. Karşı taraf kişilik olarak bu kişiyi sevmese de kendi de aynı duruma düşeceği için kısmen de olsa yardım etmeye , iyi davranmaya çalışır. Etkilidir.

Şafağım mı kalmış : Şafağı az olan adamın işten kaçma sözüdür. Artık görevlerden düşmüştür. Şans eseri görülür ve de iş verilirse ,bu sözü söyleyip inceden arazi oluverir. İşe yarayan bir sözdür. Bu kişi "şafak demiş cart curt" diyerek de yanıt verebilir. Bu da az kalınan şafağı gösteren bir terimdir.

Şafağım karanlık : Yeni katılan veya çıkmasına çok gün olan askerin feryadıdır. Bu asker genelde mehtap konusunda sayma yapar , şafağı hesaplamaz.

Şafağı yetmemek : Şafağı karanlık , yani yeni gelen birinin yapılması zor görev veya bir görevi yapmaması isteğine karşılık verilen yanıttır. Bu sözü duyan asker görevine döner , zoruna da çok gider.

Komutan seni çağırıyor: Şans eseri bir komutana yakalanıp, başka birini çağırmak durumunda olan kişinin , çağrılan kişiye ilk sözüdür. Çokca kullanılır, karşı taraf , gereksiz de olsa " hangi komutan" karşılığını verir. Sonuçta hangisi olursa olsun kaçma lüksü yoktur. Sallamaması durumunda , söz vurgulanarak tekrarlanır.

Kocan seni çağırıyor : Özelikle bir komutanın yanında özel görevi olanları çağırmak için söylenir ki bu kişi çoğu kez aynı komutan tarafından çağrıldığı için ilişkisi fazlaca ilerlemiştir. Mühendis olanları yazıcı olma şansı çok yüksek ve de bir komutanla sürekli çalışacağı için muhakkak böyle bir çağrılmayla karşılaşma şansı vardır. Ben sadece bana denildiğini zannetmiştim ama bizim ODTÜ'den askere gelenlerle konuştuğumda başka versiyonlarının bile olduğunu öğrendim.

Çarşı : Hafta boyunca kulislerde tartışılan ve Cuma günü tartışma noktasına bile getiren askerin en önemli dışarı çıkma hakkıdır. Ben çok çektim. Bu olayın kilitlenmesi çok ama çok muhtemeldir, başta dediğim anahtar kelime ile bile bu kilidi açamassınız.

Komutan geliyor :Sıkça söylenen , askerin toparlanmasına , düzene girmesine yardımcı uyarı sözüdür. Gelen komutanın rütbesine göre bazen günler öncesinden bazen de saniyeler öncesinden asker gereken tedbiri alır. Bizim " general iki hafta sonra geliyor" denmesi nasıl bir düzene girdiğimizi siz tahmin edin.

Düzeltiyorum: Bu yapılan yanlış açıklamayı , doğrusunu söyleyerek değiştirme durumunda kalındığında kullanılır. Sivil hayattaki , " özür dilerim" veya "pardon" gibi bir şeydir.

Poşet : Kısa dönem olarak askerliğini yapmakta olan kişilere takılan isimdir. Uzun dönem olarak askerlik yapmakta olan kişiler bu şekilde hitap ederek rahatlarlar. Bu ismin verilmesinde iki rivayet vardır; Birincisi kısa dönemlerden birinin botu çamur olmasın diye galoş kullanması , ikincisi kısa dönem gelen birinin koca bavullar yerine küçük bir poşetle askere gelmesi ve bu kadarcık eşyanın ona yetmesidir. İkincisi daha mantıklı sanki…

Torun : Alt devreye verilen isimdir. Askere yeni gelen kişiler orda bulunanların torunu , mevcut ordakiler de yeni gelenlerin dedesi sayılır. Karşılıklı saygıyı gösteren bir tanımlamadır. Genelde dede olan kişi " torun , geceler uzun" veya " torun , ötmez borun" diyerek yeni gelen kişiye psikolojik baskı yapar. Torunun bu çok ama çok zoruna gider. Arada " şafağını bil de konuş torun denilerek" baskı sürekli hale getirilir , hiç de hoşa giden bir durum değildir zira.

Mıntıka: Yer belirten bir tanımlamadır. Askerlik sırasında çok duyulacak , özellikle sabahları sürekli kafaya dert olarak girecek bir temizlik eylemini ifade eder. Dede olan kişi , sorumlu olduğu mıntıkayı torununa seve seve devreder.

Arazi olmak: spor, eğitim, atış talimi, mıntıka temizliği gibi faaliyetlerin hemen öncesinde ortadan kaybolmak.

Spor Yapamaz Raporu : Benim "spor yapamazım" var diyerek spordan sıyrılma adına gerekli belgedir. Sürünme ve çökme sırasında da ayakta kalarak , bu işten de yırtmayı sağlar. Süre içinde birkaç kez başvuru hakkı vardır, alınamasa kişi severek spora çıkmak zorundadır.

Şafak sıkıştırması : Son günleri yaklaşan askerin psikolojik olarak rahatsız gözükmesi veya sessiz durması durumunda söylenir. Genelde doğru tanımlanan bir bunalımı ifade eder. Kişisel olarak yaşadığım hastalıklardan biridir. Herkes de olunca teselli edici bir sözdür.

Şafak atması : Kişi yatarken " X kişi yatar şafak atar" diyerek yatağına geçer. Onun için şafaktan bir gün daha gitmiştir, rahat ve huzurludur , bunu arkadaşlarıyla da paylaşmak ister. Gece 12 'den sonraki kalan şafağını da bağırarak söyler ve uykuya geçer.

Hürgeneral : Askerliği biten kişinin ulaştığı rütbedir. Forsu çoktur , artık askerlik konusunda her şeyi bilir , gitmeyenlere " sen daha askerliğini yapmamıssın , bir git anlarsın" havasını atabilecek seviyeye ulaşmış er kişidir. Selam vermez, hazırola geçmez.


Kısaca 25 madde de aklımda terbiyemin müsaade ettiklerini aktarmaya çalıştım. Etmeyenleri eklemeye benim bile şu an şafağım yetmiyorJ

Genel olarak öğrendiklerimi, öğrenilenleri anlatmak gerekirse, bir kişinin kadın veya erkek olsun hayatın nimetlerini daha iyi anlayabildiği bir süreç oluyor askerlik. Kadınların bu fırsatı kaçırması ne acı JBir bakıma 6 ay tutulan bir oruç gibi diyebiliriz. Bana kattığı en önemli iki şey "özgürlüğün değeri" ve "sabır" oldu. Birçok farklı yöre , karakter ve eğitim seviyesinden gelen bir ülke tablosunu en iyi şekilde sindirmek , unutulmayacak anılar elde etmek ve baki kalacak dostlar kazanmak açısından da iyi bir fırsattı askerlik süreci.

Bunun yanında sağlık ve disiplin içinde geçirdiğim dönemi saymıyorum bile. Tam tamına 12 kilo vermişim bu dönemde. Yukarda bahsettiğim 25 madde dışındaki sözlere emredersiniz diyerekten de kişilik olarak da zayıflama söz konusuJ ama değerini ölçme konusunda bir çalışmam olmadı, hızla yükseliyor. Artık toparlanmak biraz zaman alacak. Kendime uygun bir iş ve düzenli hayat arayışına başladığım bu süreç umarım uzun sürmez.

Bu arada ayın 20 si olmuş, Ömürden yatmadan şafak atmış bile.

Samsundan herkese çok çok asker selamları…

Ömürden M. SEZGİN
Hürgeneral
http://omurdens.blogspot.com


Not:
Ekte şafağın doğan güneş olmasına doğru havalara uçan poşetlerin resmini yolluyorum. Keyifle bakmanız dileğiyle.

Saturday, October 20, 2007

Seri Seri Yazilar...

Uzakdoguda baslayip , Almanyada devam ederek Istanbula ulasan 1 senelik yasam kesitimin ozetini yaptigim 12 seri yaziya burdan ulasabilirsiniz. Gecen sene Agustosta radikal bir karar vererek ayrildigim Robert Bosch'taki işimden , bu seneye kadar toplamda 15 farkli ulke, 12 uluslarasi ucus, 1 aydan fazla sureyle kaldigim 7 ayri nokta, Cinli , Alman ve Turkten olusan 3 farkli ev sahibim ve Dunyanin dort bir yanindan tanistigim binlerce insan...Bu zamana kadar ki yazilara ilkinden baslayarak bu blogtan erisebilirsiniz, keyifle okuyan sevgili dostlar, hepinize cok cok tesekkurler.

Turkiyeden ayrilma ve Uzakdogu Gunleri(video)
1.Uzakdoguya gidiyoruz...
2.Tayvan gunleri...
3.Uzakdoguyu kesfederken...
4.Tayvani Geziyorum...
5.Uzaklarda geciyor zaman...
6.Yeni yerlere yelken actim...
Tum videolar

Simdi bir senelik , dil ogrenme , yeni yer ve kulturleri tanima hakkimi bitirip askere gidiyorum.

Bu arada Hurriyet gazetesi üzerinden bu siteye ulaşan sevgili maceracı gezginler , hepinizi üzerine beraber calisacagimiz "Sırtçantalılar" grubuna davet ediyorum.
Sırtçantalılar Grubu linkinden grubumuz hakkında bilgi alabilirsiniz.

Facebook uzerindeki grubumuz da
Facebook Turkish Backpackers

Umarım kafasında her zaman bir macera ruhu taşıyan , ve bu hedefi uğruna yaşıyan sizlerle gerekli sinerjiyi yakalayabiliriz.

Sevgiyle kalin
Omurden M. Sezgin
www.omurdens.tripod.com

Monday, October 15, 2007

IstanbuluYORUM...12. seri







Yine bir yazı , yine bir anı … Ben bu işi seviyorum galiba. Kederli olduğumda , mutlu olduğumda kaleme sarılmıyoruz artik word e sarılıyoruz bu çağda. Anlattıkça anlatıyoruz... Geldik 12. seriye.. Neler mi yaşandı. 11. seri de bahsini ettiğim olayların düzeltilmesine ilişkin çabalarımız devam ediyor...

Malum , Almanyadan dönmeye karar verdik. Peki , boş vakit yaratmayan Ömürden, her anını verimli geçirmeye çalışan Ömürdenin şu aralar sıkı sıkıya sarıldığı , hayatını adadığı proje TecrubEM. Peki nedir bu TecrubEM. Türkiye ve ODTU de ilk olarak yapılacak bir deneyim kitabı. Kısaca çıkış noktasına bahsetmek gerekirse; Biz insanlar her zaman bir şeyler paylaşmak istemez miyiz karşıdaki insanla. İşte bunu belki de bizim bölüm kendi iç örgütlülüğüyle çok iyi başarıyor diyebilirim. Her ayın 3. salısı İstEMbul adında buluşmlarımız oluyor. Belki 5 kişi geliyor , belki 100 kişi, bir arada 250 kişi olduğu bile oldu. Ne oldu orda? Mezunlar eski dostlarına rastladı , eski mezunlar yenilerine yaşadıklarını anlattı. Peki bu anlatılanlardan kim nasiplendi , kim ders çıkarttı. Sadece o anda o eski mezunlarla konuşanlar , o buluşmlara katılanlar. Bilgi paylaşımına ve örgütlülüğe çok önem veren ve severek canla başla bu konu için çalışan biri olarak bu projeyi önemsemem ve sürekli desteklememin sebebi ,işte bu değerli tecrübeleri herkesle evet herkesle paylaşmak ve bundan doğan sinerjiyle iyileşmeler sağlamak. Şu an iyi bir noktaya taşıdık, yazarlar akın akın yazılarını yazıyor, yazmayanlar 30 ekime yetiştirmeye çalışıyor. İnanıyorum ki iyi bir çalışma çıkacak ve bu sinerji sadece ODTU Endüstri mühendisleri içinde sınırlı kalmayacak, herkese yayılacak. Aralıkta askere gitmeden bu başarıyı görebilirsem ne mutlu bana, sonrasında zaten vatani görev mutluluğu olacak ama ikisini bir arada yaşamak herhalde en büyüklerinden olur. Kısmende son donemde yasadigim kendi tecrubelerimi ,"Kurumsal bir Turk Firmasi" yapisindan cikardigim surecleri anlatabilirsem ne mutlu bana.

Neler yaptık peki İstanbulda bu sırada. Herhalde bu kadar yorucu sureclerden sonra gördüğüm , aile mutluluğun ne derece önemli olduğu ,kenetlenmenin ne derece mutluluk vasıtası olduğu. Ailemle ilk defa , bu kadar zamandan sonra birlikte zaman geçirdim, Tireboluyu ilk defa bu yaz doya doya yasadim.

Şimdi bayram ziyaretinden sonra tekrar İstanbuldayım. Kalan ay , 1,5 ay. Sonrasında neresi bilinmez, ne kadar süreceği bilinmez bir vatan görevine çıkacağım. Hazır mıyım ? Hazırım , hazır olmak zorundayım. Uzaklardan bile devam ettigim ve bitirdigim yüksek lisansi , yurtdışı derken , bu zamana kadar erteledik. Gidisim suskun oluyor ama umarim donusum muhtesem olacak:)

Bu yazi sanki diğerlerinden kısa mı oldu bilemem ama içinde olduğum süreci İstanbuldaki evimden kısaca özetlemeye çalıştım.Nedenini arsive attigim garip bir sürec yaşayan , ve bunlar için yalnızlıktan bir şey yapamayan bir insan için susması çok doğru idi. Bu süreçte bana yardımcı olan Güven beye teşekkür ediyorum.

İstanbul , gerçekten taşı toprağı altın. Kısa bir hikaye ve sonra bitireceğim. Belki bu noktada ilgilen arkadaşlara iyi örnek olur. Beni bilenler , yabancı dil öğrenme bende bir hobi , bir zevk haline geldigini bilirler. Ne yapmam lazım benim de , bu kadar dili öğrendikten , tabiki İstanbulda Sultan Ahmete gitmek, Çince, Almanca, İngilizce ,Fransızcayı anadili olarak konuşan insanları , turistleri bulup üzerlerine atlamak. Üzerlerine atlamak diyorum , çünkü orda bu şekilde girişken olmak lazım , gelen turistleri korkutmadan. Ben de öyle yaptım, pazarları sultanahmette tursit avlıyorumJ Konuşuyorum ,tanışıyorum. Gelmek isteyen varsa buyursun , para da kazanıyosunuz o arada. Para da gözüm yok ama gelmek isteyenleri belki etkilemek için güçlü bir gerekçe sunar.

Ha bir de şu feysbuk meselesi. Yakında ebemi de bulucam Allahın izniyleJ Çok sevdim ben bu olayı. Hele benim gibi bu tarz insanlara ulaşmayı ve ortak etkinlik yapmayı beceren ve bundan mutluluk duyan biri olarak tam oturan bir oyuncak oldu. 11 ay olmuştu gireli , şu an ebemi bulmama az kaldı. Türkiyede çoştu gitti... Hala kurcalamaya devam ediyorum,bekleriz efendim.


Bu arada ilk büyük buluşmayı sayesinde Samsun Anadolu Lisesi mezunlarını Samsunda başta çabalarımla düzenlediğimiz küçük buluşmalardan sonra oluşan Geleneksel Bayram Buluşmasında çok ama çok iyi gördük...



Çok ayrıntılı bahsedemedim ama kısaca İstanbulda yaşananlar bunlar. Rockn coke , Formula 1 ziyaretleri, Cebit Fuari ayri ayri hikaye olurdu ama onları başka bir bahara saklıyorumJ Herkese iyi geceler...
Omurden M. Sezgin