Saturday, August 19, 2006

Far East...(English)



Hello all from Taipei/Taiwan,

From the last time that I wrote a blog , a lot of things has changed in my life. First I quitted my job in order to attend a Chinese language course in Taiwan by the scholorship of Taiwan government.Now I am in the international house of Taipei and writing a new blog at 3 am at local time. Let me first tell the story untill now...First of all, after I organized all my stuff in Bursa , I carried them to our house in Istanbul. That was really a hard work that I have never done in my life.Then I went to Ankara in order to take the necessary documents and visa for the travel to Taiwan, visited METU(Middle East Technical Unversity ) in order to arrange online master procedures.Then I took a long way to Tirebolu in order to visit my parents and have a nice holiday. There , I stayed just two days and went to Samsun in order to take an airplane to Istanbul.
So, after a long trip in Turkey , I was ready for the long way to far east. After the last ceremony in Ataturk airport , I started my journey to first Dubai with Singapore airways. This airway company was really exotic because of its traditionally customized host and hosteses,luxurious because of having tv and music set for each seat.After about 4 hours we made a 1 hour stop in Dubai.As I got into the Dubai airport , the muezzin starts to sing. That was really an amazing moment that I still has the feeling of being at my house.Then we flied about 7 hours to Singapore. Since this country doesnt require visa from the Turkish citizens , we got into the city easily. This country is located at the 1 north paralell of the world.That`s why there exists tremendous hot and humidity.There ,we waited for early check-in (it is free of charge 48 hours in advance) then got ito the city by metro. Singapore is really different than I expected. Since that is the first far east country , I expect that everybody speaks Chinese or any other language.However the official language of Singapore is English, and the traffic flows at the left side. There , we met the hospitable hospitabilityclub guys , 2 singaporean, 1 german, and 1 polish (she was the one that we stayed). Then the local people brought us to a special restaurant near the Singapore river. They offered us traditional food and beer (Tiger beer). After that we went to another reastaurant in order to taste Singapore Sling which is the traditional drink of that place. By the way , as a Black sea region guy (where the 80% of hazel nut of the world is being produced) , I gave them hazel nut. Altough they have seen this fruit for the first time, they really liked it.Maybe we can start a trade:))) I , again , want to thank all for their hospitality and kindness.

The next day , we went to Johor Baharu which is a city of Malesia in the border of Singapore. In the customs , we had no difficulties , since we do not need visa for Malesia. This city was like what I expected from a far east country.They speak Malay and Chinese, indian. Chinese temples,churches and also Mosques can be seen since this country includes all of these religions. There , for the first time, I ate fried banana, so delicious. Since the seller was also muslim, he had given me 1 kilo of banana as a present.That was great. Since it took about 20 minutes, we turned back to Singapore, to the harourfront where we got on a cablecar in order to make a round trip around the Singapore city. The view was really great from lots of meter high.

I also want to talk about the saling strategy of Fareast people.In Singaore, I went to the famous China town where you can get stuff such as blaubles , toys and even electronical devices. There , while walking in front of a shop , I just intended to buy handycam. As said that was just an intention. However , the salesman there , stared to offer some accesories with that camera . Then I started to bargain. I did not know how I came to this situation. Actually I was about to buy. Finally the best thing for the slaesman hapende, my intention turned into real request. However , I strongly advised to argain in such shops, because, I bought the camera that had a price of 400 dollars , about a price of 350 dollars including the stuff such as lenses, bag,and protectio coverJ)) The next day we took our flight to Taipei. I will write about this country whose streets are very complex, full of motorbikes, people, cars, bikes and something interesting smell...


Omurden M. SEZGIN

Photos :

http://pg.photos.yahoo.com/ph/omurdenss/my_photos.com

http://omurdens.tripod.com/

Friday, August 18, 2006

Uzakdoguya gidiyoruz...1. seri

Merhabalar ,
Öncelikle Tayvandan selamlar.Buraya geleli 4 gun oluyor , izlenimlerimi aktarma fırsatıni ancak bulabiliyorum.Yolculuğumuz , Singapur havayollarıyla İstanbul –Dubai, Dubai-Singapur ve Singapurdan da Taipei üzerinden oldu.Singapur havayolları , denildiği üzere , her koltukta tv , yemekleri , hatta her kalkışta sıcak havlu servisleriyle ( bu olayı çok fazla anlamış değilim , etraftaki insanların da tam olarak anladığını zannetmiyorum) en iyi havayollarından biri. Özellikle , geleneksel kıyafetlerle dolaşan host ve hostesler size İstanbuldan bindiğiniz anda uzak doğu esintisini sağlıyorlar.

Yolculuğumuz sırasında, Türklerden vize istenmediği için , Singapurdaki aktarmada 3 günlük bir erteleme isteyerek , Singapurda kaldık.Singapur beklediğimin aksine , ingilizce konusulan , trafiğin soldan aktığı , uzak doğudan öte bir Avrupa kentini andıran bir yerdi.1 derece kuzey enleminde olmasından ötürü sıcaklığın ve nemin hat safada olduğu bir bölge olduğundan , şehirde gezerken bayağı bir zorlandık. Malaya denilen , agzından su fıskıran aslan görülemeye değer yerlerden biri.Akşam üzeri hospitalityclub.com ( misafirperverler klübü) vasıtasıyla randevu ayarladığım Singapurlu arkadaşlarla buluştuk. Bizi , singapur nehri kenarında , yerel yemeklerin sunulduğu bir restoranta götürdüler. İlk başta kokusundan ve görüntüsünden çekinsem de , bizim sigara böreğini andıran bir görüntüsü olmasından ve açıkmış olmamdan dolayı, sunulanları afiyetle yedim. Özellikle burdaki, özel soslardan tatmanızı tavsiye ederim. Yemeğe gerçekten , özel bir tat veriyorlar. Sonrasında , bizi yine nehrin kenarında bulunan , geleneksel içkilerinin sunulduğu bir restorana götürdüler.Singapur Sling denilen içkilerini tattık, meyve kokteylini andıran bir tadı vardı ama içmeye değer. Ben de bu arada bir Türk olarak boş durmadım , yanımda getirdiğim taze!! fındıkları ikram ettim, hayatlarında ilk defa gördükleri fındıktan çok hoşlandılar. Neden fındığın fiyatı bu kadar düştü diye de hayıflanmadım değil J)

O gece , hospitalityclubtan tanıştığımız Polonyalı bir çiftin , Singapurdaki havuzlu bir sitesinde kaldık. Misafirperverlik klübünün bu derece etkili olduğunu düşünmezdim. Tüm gece internet , kalma, yeme, içme...Şiddetle tavsiye ediyorum, inanın bizden misafirperver çıktılar.Bir avuç fındık da oraya bırakarak ayrıldık.

Bir de uzakdoguluların satıs taktiğinden bahsedeyim. Sigapurda , ışıl ışıl sokakların olduğu , incik boncuktan , elektronik eşyaya birçok ürünün satıldığı China Townda , kamera almaya niyetlendim.Dediğim gibi sadece niyetlendim. Ancak dükkana girmem ,ve Çinli satıcının yoğun baskısı ve ısrarı sonucu 2 saat süren pazarlık sonunda kamerayı almış oldum.Siz siz olun , pazarlık yapmadan sakın bir şey almayın.İnanın 450 dolar dediği kamerayı , yanında lensleri , çantası , 3 saatlik piliyle beraber 380 dolara aldım :))

Ertesi gün yarım saat uzaklıkta olan Malezyanın Johor Bahru şehrine geçtik.Amaç , bir şekilde bu ülkeyi de , Türklere vize uygulamadığı için ziyaret etmekti. Çoğunluğu müslüman olan ülkede gerçekten insanlarla çok iyi anlaştık. Hayatımda ilk defa burda , muzun bir tavada , özel sosuyla beraber kızaltılarak satıldığını gördüm. Gerçekten lezizdi. Müslüman olan satıcının bizle fazlaca ilgilenmesi ve , Türkiyede muz pahalıdır dediğimde , bana bir kilo muz hediye etmesi de çabasıJ))Diğer ilginç yemeklere kokularından ötürü fazla yanaşamadım.

Malezyada , malum sıcaktan susayınca , bir restoranttan su isteme durumunda kaldık. Bana verdikleri poşet içinde buz ve dışarda tutulmuş sıcak bir şişe su. İnanın bu adamlar neden buzdolabında su tutmak yerine , buz ikram ediyolar anlayamadım. Ama şunu söylemem lazım ,Singapura göre , Malayca , Hintçe, Çince ve de İngilizce konuşulan bir ülke olması , ve o yerel dükkanları , karışık trafiği gördükten sonra uzak doğu havasını bu ülkede aldım diyebilirim. Tayvana gelince , çok ama çok farklı. Motosiklet, bisiklet , insan , Çince yazılı tabelalı ve kokulu caddeleriyle , cıvıl cıvıl tam bir uzakdogu ülkesi.Burası hakkında izlenimlerimi de yakında paylaşacağım. Görüsmek üzere....

Ömürden M. SEZGİN


Fotolar için :

http://pg.photos.yahoo.com/ph/omurdenss/my_photos.com

Monday, August 14, 2006

Digiturkun açılışı-Dolmabahce Sarayi

Merhabalar ,

Tarih 14 agustos 2006 , yani uzakdogu seyahatine cikmadan onceki son gecem. Basliktan da anlasilacagi gibi , o gece dolmabahcede digiturkun acilisi var. Saat 7 gibi arkadasla bulusup Dolmabahceye girecegiz. Oyle bir tantana , oyle bir curcune var ki sormayin. GS baskani Ozhan Canaydin geliyor bi yandan ,bir yandan Anakaspor baskani Melih Gokcek, peslerine takildik, o essiz sarayin kokteyl icin hazirlanmis alanina girdik.Yollar kirmizi haliyla cevrilmis, dev ekrandan girenlerin goruntuleri tum konuklara aktariliyor. Biz de bir selam cakararak iceri girdik. Reha Muhtardan tut, Mehmet Agar, tum politika medya , futbol camiasi icerde. Acik bufe yemeklerde bir kus sutu eksik. Neyse digiturk ailesi olarak acilis merasimi yapildiktan sonra, Ajda Pekkan konseri basladi. Tabi insanlar uzaktan takilinca , Ajdanin karsisinda bir biz kaldik. Sohbete basladik dermisim:))) Neyse ne istesek caldiriyoruz super stara ...1 saat takildiktan sonra malum ben Bakirkoye dayimlara kactim , yarin yolculuk var tabii...

Friday, August 04, 2006

Omurden Bur(s)adan ayrildi...















Merhabalar,

Veda gecemizi de Bursada gerceklestrdik. Artik cok ama aok uzun yollar gozuktu bana... Tayvan macerasi , uzakdoguyu tanima, dili ogrenme, yuksek lisansa online devam , pazar arastirmasi , dilleri kullanma...planlar cok , ne kadari gerceklsir bilinmez...ama olmadi donunce askerlik , oraya ait de cok hayaller var:))) Neyse , veda geceme katilip, beni son ugurlamamda da yalniz birakmayan sevgili dostlarima tekrar tesekkurler ediyorum, kalin saglicakla...Kontakta kalalim...

Tuesday, July 25, 2006

ODTUluler Bur(s)ada Bulustu....


















Bursa ODTU mezunlar derneği tarafından 25 Temmuzda , KA barda okulumuzun 50 .yılı adına düzenelenen gecede , yaklaşık 110 ODTÜlü biraraya geldi.Saat 20:30 da baslayan geceye katılanlar , erken saatlerde mekanı doldurdular. Geceye Bursada çalışanların yanısıra , iş gezisi için Bursada olan mezunlar ve o sırada firmalarda staj yapmakta olan ODTUlü öğrenci arkadaşlar da katıldı.Doyumsuz sohbetlerin yapıldığı , anıların yad edildiği bu Bursa gecesinde , mezunlar gönüllerince eğlendiler. Gecenin ilerleyen saatlerinde , günün anlam ve önemi adına konuşmalar yapıldı , 50.yıl pastası hep beraber kesildi. Bu tarz buluşmaların Bursada daha da aktif bir şekilde devam edeceğine dair söz verildikten sonra geceden ayrılındı...Emeği geçen herkese gönülden teşekkürler, buluşmaların Bur(s)ada devam etmesi dileğiyle...

Sunday, June 25, 2006

ODTU-Robert Bosch Milkrun projesi Turkiye birincisi


Robert Bosch firmasında yalın üretim ve lojistik üzerine çalışan Ömürden M. Sezgin danışmanlığında, ODTÜ Endüstri Mühendisliği son sınıf öğrencileri tarafından yapılan bitirme projesi Yöneylem Araştırma Derneği’nin her sene düzenlediği öğrenci proje yarışmasında birincilikle ödüllendirildi. ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nde iki dönem süren bitirme projeleri, hem okula başvuru yapan şirketlerin problemlerini çözmek, hem de öğrencilerin gerçek bir problem üzerinde tecrübe edinmesi için çok önemli olarak nitelendiriliyor. Beş kişilik bir grup tarafından sekiz aylık bir sürede hazırlanan ana başlığı “Milkrun” yani “çekme esaslı tekrarlı dağıtım sistemi” olan proje, bu sene Kocaeli’nde yapılan “AB Sürecinde Kobiler ve İnovasyon” konulu 26. Yöneylem Araştırma ve Endüstri Mühendisliği Kongresi sırasında yapılan sunum sonrası finale kalan beş proje içinden birinci seçildi. Yarışmaya katılan 22 projeden ilk beşi Boğaziçi, Bilkent ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden katılan gruplar oluşturdu. Yarışmada ikinciliği “Hücresel üretimle teslimat sürelerinin kısaltılması” proje konusuyla Bilkent Üniversitesi grubu, üçüncülüğü ise “Sınırlı sığalı yerleştirme-paylaştırma problemlerinin en iyi amaç fonksiyon değeri için bir güven aralığı bulma” proje konusuyla Boğaziçi Üniversitesi grubu kazandı.
Projeyi Bursa’da bulunan Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de yapan öğrenci grubu, firmaya yaptıkları periyodik ziyaretler sırasında yapılan detaylı incelemelerden faydalanarak matematiksel modelleme, simülasyon gibi endüstri mühendisliği araçlarını kullanarak fabrika için yeni bir fabrika içi dağıtım sistemi önerdiler. Önerilen sistemin yardımıyla, şirketin, dağıtım sistemi maliyetlerinin iyileşmesi, standardize edilmiş rotalar ve minimum araçla yalın üretim ortamına geçişi beklenmektedir.
Çekme esaslı tekrarlı dağıtım sistemi (Milkrun), lojistik alanında bir uygulama olup, belirli bölgedeki tedarikçilerden genellikle tek araçla, sık sık ve az az parça alımına dayanır. Aynı bölgede bulunan dört ayrı tedarikçiden aylık ihtiyacını dört ayrı kamyonla sağlamaktansa, bu tedarikçileri her hafta, haftalık ihtiyacı alacak şekilde, tek kamyonla ziyaret etmek en temel milkrun örneğidir. Böyle bir tasarımdaki amaç stok seviyelerini ve taşıma maliyetlerini en aza indirmektir.
Mustafa Gökçe Baydoğan, Yurtseven Bolatlı, Düriye Canbaz, Akif Halıcı, Hakan Akıllıoğlu ve firma danışmanı Ömürden Sezgin’den oluşan proje grubu, yapılan çalışmanın, teorik bilginin pratikte uygulanmasını görmek ve bu tarz projelerin firmalar tarafından desteklenmesi sağlamak adına çok önemli olduğunu söylediler.


Milkrun Proje Rapor- Ozet
Milrun Project Report-Summary
Milrun Projekt Bericht-Zusammenfassung


Omurden M. Sezgin

Sunday, July 03, 2005

Ayvalık!!!yaptık bir ayvalık :))

Merhabalar,

İlk defa sizlere bir gezimi mutlu bir sekilde anlatamayacagım. Nedeni ise , hayatımın en önemli iki seyi olan iletişim ve anılara ait makinalarımı caldırdım bu haftasonu ...Ayvalık sarımsaklıda denize girerken , daha doorusu Varlık girerken ben yatıyordum o sırada, adamlar ( serfesizler) iki cep telefonu ve iki dijital makina olan cantamızı yürüttüler. İlk anda saka zannetigim olay Varlık denizden cıkınca netlesti. İnanın Bursadan 5 saatlik yol sonunda geldigimiz Sarımsaklı plajında yarım saat icinde tatilimizin icine edildi diyebilirim. Ara tara, jandarmaya kos, nafile , Türkiyede olur boyle vakalar , gitti mi bir daha geri gelmez diyerek icimizde bu olayı kapatmaya calıstık ancak o da nafile , cünkü giden esyalarımız gercekten yapmak istedigim seyler icin en önemli araclardı.

Neyse , aksam Ayvalıga geldik ve hemen bir pansiyon arayısına koyulduk. İlk gördügümüz tabeladan girdik. Sultan pansiyon , kasabanın iclerinde , eski mimaride bir ev ... Uygun fiyatı bir yana , Ayvalıkta , o eski havayı teneffüs edebileceginiz yegane bir yer. 3 katlı ... temiz odalar ... ve en önemlisi de sonrasında kesfettigimiz , Ayvalıgın sessiz ve sakin manzarasına hakim kucuk terası ... Otur orda sabaha kadar manzarayı seyret ... hatta yat uyu orda :))) Neyse , pansiyonu işleten arkadas da gercekten cok iiydi, zaten sıkıntılı gecirdigimiz bir gunden sonra boyle bir insana ihtiyacımız vardı ...


Neyse aksam cıkıp belediye binasının orda , eskiden bir sinema olan sehir klubunde kofte balık ve bira yaptık. Ne de olsa hayat devam ediyordu.Ancak icim icimi yiyordu. Benim gibi fotograf makinası ve telefonu bu kadar etkin ve cok kullanan bir adama yapılır mıydı bu , Ayvalık bu konuda cok puan kaybetti gözümde , bir daha gelmeyen namert olsun :))) Her yerde olur ama biraz daha güvenlik önlemleri alınabilir.

Sabah kalktık ve direk Sarımsaklı plajına olayı tekrardan sorgulamaya gittik. O arada annemleri aradım , onlar da bu arada Tireboluda kaynarca sahilinde , neyse onları Ayvalıktan biri aramıs ve cantayı bulduklarını söylemis ...Hemen bulustuk ve cantayı aldık. O insanlara burdan tekrar tesekkür ediyorum. Ancak canta tamam da foto , ve telefonlar kus olmuslar tabikii...Neyse artık , ordan da hemen Bursa otobusune bindik , ve bu eglencesinin yanında berbat gecen bu haftasonunu evde son dakika temizligi yaparak bitiriyoruz.... Su an yorgunluktan bitap durumdayım , ve yarın telefon alarmsız nasıl kalkacagımı hesap ediyorum...

Kalın saglıcakla ...

Sunday, June 19, 2005

Adalar Gezisi


Cumartesi gecesini taksimden sonra , mecidiyekoyde Anılın hamam gibi sıcak evinde gecirdikten sonra pazar sabahı kalkma konusunda cok fazla problem yasamadık. Zaten universite sınavından dolayı etrafta velilere yapılan anonslar uykumuzu devam ettirmemizi engelledi.

Apar topar eminonune adalar vapuruna binmek icin mecidiyekoyden yola koyulduk. Gercekten heyecan icindeydik , yalnız havanın bulutlu olması bizi gercekten uzmustu. Ancak kafamıza koydugumuz geziyi yapacaktık. Neyse , Kursatlarında katılmasıyla vapurda kıc tarafındaki genis yerleri kaptık. Onur da son dakika vapura atladı. Bir guzel getirdigi suyundan icitikten sonra buyuk adaya dogru yola koyulduk. Vapurun ici Turkten cok yunanlı doluydu.Sanslı biri oldugum icin hemen iki bayanla konusma fırsatı elde ettim , elimden geldigince Turkiyeyi ve Istanbulu tanıtmaya calıstım.

Neyse sonunda adaya vardık. Hemen bir iki cay ictikten sonra bisikletlerimizi kiralayıp yola koyulduk. Dag tepe, yol bayır demeden...Ancak hamlamıs olacagız ki yorgunluktan fenalık gecirecektim. 2 saatin sonunda baslangıc noktamıza donduk. Anılla bira ve patates muhabbetine basladık. Sonrasında hep beraber midye kalamar yaptıktan sonra wafflelarımızı yedik. Saat 7 ye dogru da Onur ,Kursat , Anıl ve diger arkadaslar İstanbula , ben de Varlıkla Yalovadan Bursaya gittik.

Cok güzel bir gundu , bir dahakis sefere gorusmek uzere...